Publications

Görevini Savsaklayan Vasiyi Azletmek için Mahkemeye Hangi Belgeler Sunulmalı?

Jul 23, 2026

Türk Medeni Kanunu'nda vasinin görevden alınmasına ilişkin hükümler, vesayet altındaki kişinin hak ve menfaatlerinin etkin biçimde korunmasını amaçlamaktadır. Bu kapsamda vasinin görevini ağır surette savsaklaması, kanunda öngörülen en önemli görevden alma nedenlerinden biridir. Ağır surette savsaklama, vasinin kendisine yüklenen görevleri basit bir ihmal düzeyinde değil, vesayet altındaki kişinin malvarlığını, kişisel haklarını veya yaşam koşullarını ciddi biçimde tehlikeye sokacak ölçüde yerine getirmemesi anlamına gelir. Türk Medeni Kanunu'nun 483. maddesi uyarınca bu nitelikteki ihlaller, vesayet makamı tarafından vasinin görevden alınmasını gerektirebilir. Ancak her ihmal veya eksiklik otomatik olarak ağır savsaklama olarak değerlendirilmez. Mahkeme, somut olayın özelliklerini, ihmalin sürekliliğini, ortaya çıkan zararı ve vesayet altındaki kişi üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.

Görevden alma talebinde bulunulması hâlinde, iddia edilen ihmalin somut delillerle ortaya konulması büyük önem taşır. Vesayet hukukunda ispat araçları, vasinin hangi yükümlülüğünü ihlal ettiğine göre farklılık gösterebilir. En önemli delillerden biri, vasinin kanunen tutmak ve vesayet makamına sunmak zorunda olduğu hesap kayıtları ile defterlerdir. Türk Medeni Kanunu uyarınca vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığını gösteren envanteri düzenlemek, gerekli kayıtları tutmak ve belirli dönemlerde hesap vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, özellikle hesap raporlarının sunulmaması veya malvarlığı hareketlerinin belgelendirilememesi, görevin gereği gibi yerine getirilmediğine ilişkin güçlü göstergeler arasında yer alır. Mahkeme, hesap kayıtlarını inceleyerek malvarlığının doğru yönetilip yönetilmediğini ve herhangi bir usulsüzlük bulunup bulunmadığını değerlendirebilir.

Banka kayıtları da ağır savsaklamanın tespitinde önemli delillerden biridir. Kısıtlıya ait gelirlerin banka hesaplarına yatırılmaması, uzun süre nakit olarak tutulması, kişisel hesaplarla karıştırılması veya kısıtlının parasının vasi lehine kullanıldığını gösteren hesap hareketleri, görevin ihmal edildiğini veya kötüye kullanıldığını ortaya koyabilir. Mahkeme, banka dekontları, hesap ekstreleri ve diğer mali belgeleri inceleyerek vasinin mali yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini araştırır. Özellikle vesayet altındaki kişinin malvarlığının eksildiğini veya kişisel menfaatler doğrultusunda kullanıldığını gösteren kayıtlar, görevden alma bakımından önemli delil niteliği taşıyabilir.

Vesayet görevi yalnızca malvarlığının yönetiminden ibaret değildir. Vasi, aynı zamanda vesayet altındaki kişinin kişisel bakımını, sağlık durumunu ve gerekli hâllerde eğitimine ilişkin menfaatlerini de gözetmekle yükümlüdür. Bu nedenle hastane kayıtları, sağlık raporları, tedavi belgeleri, okul kayıtları ve benzeri resmi belgeler de görevin ihmal edildiğinin ispatında kullanılabilir. Örneğin gerekli sağlık kontrollerinin yaptırılmaması, zorunlu tedavilerin geciktirilmesi, küçüğün eğitimine ilişkin temel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya kişisel bakımın ciddi şekilde ihmal edilmesi hâlinde, bu durum resmi kayıtlarla ortaya konulabilir. Mahkeme, bu belgeleri değerlendirirken ihmalin sürekliliğini ve vesayet altındaki kişi üzerindeki etkilerini dikkate alır.

Bunun yanında vesayet makamının vasiye verdiği yazılı talimatların yerine getirilmemesi de görevin savsaklandığını gösteren önemli deliller arasında yer alır. Sulh Hukuk Mahkemesi, vesayet süresince vasinin belirli işlemleri yapmasını, hesap sunmasını veya eksiklikleri gidermesini isteyebilir. Bu talimatlara rağmen gerekli işlemlerin yapılmaması veya mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi, görevin gereği gibi ifa edilmediğini gösterebilir. Mahkeme, dosyada bulunan yazışmaları, ara kararları ve diğer resmi belgeleri inceleyerek vasinin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini değerlendirir.

Görevden alma kararı verilmeden önce mahkeme, kural olarak vasiyi dinleyerek savunmasını alır ve gerekli gördüğü araştırmaları yapar. İhmalin hafif nitelikte olduğu veya giderilebilir eksikliklerden kaynaklandığı durumlarda, mahkeme öncelikle uyarı veya talimat verilmesi gibi daha hafif tedbirlere başvurabilir. Ancak ihmalin uyarıya rağmen devam etmesi veya baştan itibaren vesayet altındaki kişinin temel haklarını ciddi biçimde tehlikeye düşürecek ağırlıkta olması hâlinde, vasinin doğrudan görevden alınması mümkündür. Örneğin vesayet altındaki kişinin temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, uzun süre bakımsız bırakılması, barınma imkânından yoksun kalması veya malvarlığının ciddi zarara uğratılması gibi durumlar, ağır savsaklama kapsamında değerlendirilebilecek olaylara örnek teşkil edebilir. Sonuç olarak, vasinin görevden alınmasına ilişkin değerlendirme, tek bir belgeye değil, tüm delillerin birlikte incelenmesi ve ihmalin vesayet altındaki kişinin hakları üzerindeki etkisinin somut olarak ortaya konulmasına dayanmaktadır.