Publications
Kumar Borcu Yüzünden Kısıtlanan Kişinin Yaptığı Bağışlamalar Nasıl Geri İstenir?
Jul 23, 2026
Kumar alışkanlığı veya savurganlık nedeniyle malvarlığını önemli ölçüde azaltan kişilerin, haklarında kısıtlama kararı verilmeden hemen önce taşınır veya taşınmaz mallarını bağışlama yoluyla üçüncü kişilere devretmeleri uygulamada karşılaşılan durumlardan biridir. Bu tür işlemler, yalnızca kişinin ekonomik geleceğini değil, aynı zamanda ailesinin ve bakımından sorumlu olduğu kişilerin menfaatlerini de ciddi şekilde tehlikeye düşürebilir. Kanun koyucu, bu sakıncaları gidermek amacıyla Türk Borçlar Kanunu'nda özel bir geri alma mekanizması öngörmüş ve belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde yapılan bağışlamaların iptal edilebilmesine imkân tanımıştır. Bu düzenleme, vesayet hukukunun koruma amacı ile borçlar hukukunun bağışlamaya ilişkin hükümlerinin kesiştiği önemli istisnalardan biridir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 296. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bağışlayan kişi, bağışlamadan itibaren bir yıl içinde başlatılan yargılama sonucunda savurganlığı nedeniyle kısıtlanırsa, yaptığı bağışlamanın geri alınmasını talep edebilir. Böylece kanun koyucu, malvarlığını bilinçsiz ve ölçüsüz şekilde tüketen kişilerin, henüz vesayet kararı verilmeden önce yaptıkları karşılıksız kazandırmaların belirli şartlar altında ortadan kaldırılmasına olanak sağlamıştır. Düzenlemenin amacı, savurganlık nedeniyle ekonomik varlığını kaybetme tehlikesi bulunan kişinin malvarlığını mümkün olduğu ölçüde yeniden koruma altına almak ve vesayet kurumunun koruyucu işlevini güçlendirmektir.
Ancak bu geri alma imkânı her kısıtlama sebebi bakımından uygulanmamaktadır. Kanun, bu hakkı yalnızca savurganlık nedeniyle verilen kısıtlama kararlarıyla sınırlamıştır. Dolayısıyla Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesi kapsamında kötü yönetim nedeniyle vesayet altına alınan kişiler, Türk Borçlar Kanunu'nun 296. maddesinin sağladığı bu özel korumadan yararlanamazlar. Bunun nedeni, savurganlık ile kötü yönetim arasında hukuki nitelik bakımından önemli bir fark bulunmasıdır. Savurganlıkta kişi, malvarlığını aktif ve bilinçli şekilde, ölçüsüz harcamalar veya karşılıksız kazandırmalar yoluyla azaltmaktadır. Sürekli kumar oynanması, ekonomik güçle bağdaşmayacak lüks harcamalar yapılması veya malvarlığının gereksiz şekilde elden çıkarılması bu kapsamda değerlendirilebilir. Buna karşılık kötü yönetim, çoğunlukla ihmalkârlık, ilgisizlik veya ekonomik işlerin gereği gibi yürütülmemesi sonucunda ortaya çıkan pasif nitelikteki davranışları ifade eder. Kanun koyucu, bağışlamanın geri alınmasına ilişkin bu özel korumayı yalnızca savurganlık hâline özgü olarak düzenlemiştir.
Savurganlık nedeniyle kısıtlanan kişinin geçmişte yaptığı bağışlamaların geri alınmasına ilişkin dava, kısıtlama kararı verildikten sonra kural olarak vasi tarafından yürütülür. Bununla birlikte, vesayet altındaki kişinin malvarlığına ilişkin dava açılması önemli bir hukuki işlem niteliğinde olduğundan, vasinin Türk Medeni Kanunu'nun vesayet hükümleri çerçevesinde gerekli hâllerde vesayet makamından izin alması gerekebilir. Vasi, geri alma davasını açarken bağışlamanın vesayet altındaki kişinin ekonomik menfaatlerini zedelediğini ve geri alınmasının malvarlığının korunmasına hizmet edeceğini ortaya koymalıdır.
Bu davalarda ispat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri, bağışlamanın yapıldığı tarihte kişinin gerçekte savurganlık eğilimi içinde bulunduğunun ve daha sonra verilen kısıtlama kararının bu davranışların doğal sonucu olduğunun gösterilmesidir. Ayrıca kanunda öngörülen süre şartının da gerçekleşmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, bağışlamayı takip eden bir yıl içinde savurganlık nedeniyle kısıtlama istemiyle yargılama başlatılmış ve bu yargılama sonunda kısıtlama kararı verilmiş olmalıdır. Mahkeme, bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirirken banka kayıtları, kumar alışkanlığını gösteren belgeler, tanık beyanları, mali kayıtlar ve diğer somut delilleri birlikte inceleyerek bağışlamanın gerçekten savurganlık davranışının bir sonucu olup olmadığını araştırır.
Sonuç olarak, Türk Borçlar Kanunu'nun 296. maddesinde düzenlenen bağışlamanın geri alınması kurumu, savurganlık nedeniyle vesayet altına alınan kişilerin malvarlığının korunmasına yönelik istisnai bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Bu düzenleme sayesinde, kısıtlama kararından hemen önce yapılan ve malvarlığını önemli ölçüde azaltan karşılıksız kazandırmalar belirli şartların varlığı hâlinde ortadan kaldırılabilmekte, böylece hem vesayet altındaki kişinin hem de korunması gereken aile bireylerinin ekonomik menfaatleri güvence altına alınmaktadır. Bununla birlikte, kullanıcı metninde Türk Borçlar Kanunu hükmü "TBK m. 286/II" olarak belirtilmişse de, bağışlamanın savurganlık nedeniyle geri alınmasına ilişkin düzenleme güncel Kanun'da TBK m. 296/2'de yer almaktadır.