Publications

Yurt Dışında Kısıtlanan Bir Türk Vatandaşının Türkiye’deki Taşınmazı için Türk Mahkemesi Şart mı?

Jul 23, 2026

Yurt dışında, örneğin Almanya'da yaşayan bir Türk vatandaşının yabancı bir mahkeme kararıyla vesayet altına alınması veya kendisine vasi atanması, bu kararın Türkiye'deki malvarlığı üzerinde doğrudan hukuki sonuç doğurduğu anlamına gelmez. Özellikle Türkiye'de bulunan taşınmazlar bakımından yapılacak satış, ipotek, bağış veya benzeri tasarruf işlemleri, Türk hukukunda ayrıca değerlendirilmektedir. Bu konu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatlarının birlikte yorumlanmasını gerektiren milletlerarası özel hukuk sorunlarından biridir. Bu nedenle yabancı bir mahkemenin vesayet veya vasi tayinine ilişkin kararı, Türkiye'deki tapu işlemlerinin tek başına hukuki dayanağını oluşturmaz.

MÖHUK'un 10. maddesi uyarınca vesayet ve kısıtlama sebepleri, kural olarak kişinin millî hukukuna tabidir. Dolayısıyla Türk vatandaşının hangi şartlarda vesayet altına alınacağı veya hangi nedenlerle kısıtlanabileceği Türk hukukuna göre belirlenmektedir. Ancak yabancı bir devlet mahkemesi tarafından verilmiş vesayet veya vasi tayini kararının Türkiye'de hukuki sonuç doğurabilmesi için, bu kararın Türk hukuk düzeni içerisinde geçerlilik kazanması gerekir. Bu nedenle yabancı mahkeme kararları, Türk mahkemeleri tarafından tanınmadıkça veya gerekli hâllerde tenfiz edilmedikçe Türkiye'de kesin hüküm veya kesin delil niteliği taşımaz. Tapu müdürlükleri de doğrudan yabancı mahkeme ilamına dayanarak işlem tesis etmez.

Bu sebeple yabancı bir mahkeme tarafından atanmış vasinin Türkiye'de bulunan bir taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için öncelikle yabancı mahkeme kararının Türk mahkemesince tanınması gerekir. Tanıma kararı, yabancı ilamın Türkiye'de kesin hüküm etkisi doğurmasını sağlayan yargısal bir işlemdir. Tanıma kararı bulunmadığı sürece yabancı mahkeme tarafından düzenlenen vesayet veya vasi tayini kararı, Türkiye'deki resmi makamlar bakımından doğrudan uygulanabilir bir belge niteliği kazanmaz. Bu nedenle tapu müdürlükleri, yabancı mahkeme kararına dayanılarak yapılan tescil taleplerini kural olarak kabul etmez.

Bununla birlikte uygulamada asıl önem taşıyan husus, yabancı mahkemece atanmış vasinin temsil yetkisinin Türkiye'de hangi kapsamda kullanılabileceğidir. Yargıtay'ın özellikle 2013 yılı sonrasında geliştirdiği içtihatlarda, vesayetin kurulmasına ilişkin karar ile vesayetin yürütülmesine ilişkin işlemler arasında ayrım yapılmaktadır. MÖHUK'un 10. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca vesayetin yönetimi, yani vesayetin uygulanması, malvarlığının idaresi, temsil yetkisi ve vesayet makamının denetimine ilişkin hususlar Türk hukukuna tabidir. Başka bir ifadeyle yabancı mahkeme tarafından atanmış bir vasinin Türkiye'deki görev ve yetkilerinin kapsamı, Türk hukukunun emredici kuralları çerçevesinde belirlenmektedir.

Bu nedenle yabancı mahkeme kararı tanınmış olsa dahi, Türkiye'de bulunan bir taşınmazın satılması gibi Türk Medeni Kanunu uyarınca vesayet makamının iznine tabi işlemler bakımından ayrıca Türk Sulh Hukuk Mahkemesinden satış izni alınması gerekecektir. Türk mahkemesi, taşınmazın satışının gerçekten vesayet altındaki kişinin yararına olup olmadığını, satış bedelinin uygunluğunu ve kanunda öngörülen diğer şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini bağımsız olarak değerlendirme yetkisine sahiptir. Tanıma kararı, yabancı vasinin sıfatını Türkiye'de tanıtmakla birlikte, Türk hukukunun öngördüğü izin mekanizmalarını ortadan kaldırmaz.

Öğretide ayrıca Türkiye'de bulunan taşınmazlar bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin değerlendirmeler de yapılmaktadır. Özellikle taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin işlemlerin kamu düzeniyle yakın bağlantısı nedeniyle, yabancı mahkeme kararlarının bu alanda doğrudan uygulanamayacağı ve Türk yargısının denetiminin zorunlu olduğu kabul edilmektedir. Bu yaklaşım doğrultusunda, yabancı mahkeme tarafından atanmış bir vasinin Türkiye'deki taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunabilmesi için hem yabancı kararın Türk mahkemesince tanınması hem de Türk Medeni Kanunu kapsamında gerekli izinlerin alınması gerekmektedir. Sonuç olarak, yabancı mahkeme tarafından verilmiş vesayet veya vasi tayini kararı Türkiye bakımından önemli bir başlangıç niteliği taşımakla birlikte, Türkiye'de bulunan taşınmazlara ilişkin tapu işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için Türk mahkemelerinin denetimi ve Türk hukukunun öngördüğü usullerin yerine getirilmesi zorunludur.