Yayınlarımız
Anne veya Baba, Kısıtlı Ergin Çocuğunun Arabasını Mahkemeden İzin Almadan Satabilir Mi?
21 Tem 2026
Türk hukukunda "kısıtlılık" ve "velayet" arasındaki ince çizgi, özellikle anne ve babası hayatta olan ergin bireyler söz konusu olduğunda karmaşık bir hal alır. Kanun, ergin bir kişinin kısıtlanması durumunda vasi atanması yerine, asıl olanın bu kişinin anne ve babasının "velayeti" altında bırakılması olduğunu emreder. Bu durum, anne ve babaya bir "vasi"den çok daha geniş yetkiler tanır.
Yargıtay’ın güncel içtihatlarına göre, kısıtlı ergin çocuğuna "veli" olarak atanan anne veya baba, çocuğun malları üzerinde tasarrufta bulunurken kural olarak vesayet makamından (mahkemeden) izin almak zorunda değildir. Örneğin, çocuğun üstüne kayıtlı bir aracın satışı için vasi olan bir kardeşin mahkeme izni alması şartken, veli olan bir anne-babanın bu işlem için mahkemeye gitmesine gerek olmayabilir. Tapu ve noterlik işlemlerinde, veli sadece bu satışın TMK 327 ve 356. maddelerinde belirtilen (bakım, eğitim, yetiştirme gibi) olağanüstü amaçlara yönelik olmadığını beyan ederse işlem doğrudan yapılır.
Ancak bu durum tamamen sınırsız bir yetki değildir. Eğer yapılacak satış işlemi kısıtlı çocuğun menfaatine ağır şekilde aykırıysa veya veli ile çocuk arasında bir menfaat çatışması varsa (örneğin veli aracın parasını kendi borcuna harcayacaksa), mahkeme bu duruma müdahale edebilir. Doktrinde bir görüş, kısıtlı ergine ait taşınmaz ve değerli taşınırların satışında velinin de her zaman mahkeme denetimine tabi olması gerektiğini savunsa da, Yargıtay’ın ağırlıklı görüşü "veliye güven asıldır" ilkesi gereği izin şartı aranmayacağı yönündedir.