Yayınlarımız
Vasi, Kısıtlının Evini Mahkeme İzni Olmadan Satarsa Tapu İptal Olur Mu?
21 Tem 2026
Vesayet hukuku, fiil ehliyeti sınırlanmış bireylerin malvarlığını korumak amacıyla son derece sıkı denetim mekanizmaları öngörür. Bu mekanizmaların en kritik noktasını, vesayet altındaki bir kişinin taşınmaz mallarının satışı oluşturur. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 462. maddesi, kısıtlının taşınmazlarının satışı için vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nden izin alınmasını zorunlu kılar.
Ancak uygulamada, vasinin bu yasal zorunluluğu atlayarak veya mahkeme izni almaksızın tapuda devir işlemleri yaptığı durumlarla karşılaşılabilmektedir. Kaynaklarımıza göre, vesayet makamının izni olmadan gerçekleştirilen taşınmaz satışları hukuken "geçersiz" veya "yolsuz tescil" niteliğindedir. Yargıtay kararları, kısıtlı kişinin mahkemeden izin alınmaksızın tapuda bizzat yaptığı veya vasisinin katılımı olmadan gerçekleşen temliklerin yolsuz olduğunu ve bu tescillere geçerlilik tanınamayacağını açıkça belirtmektedir. Bu durum, kısıtlının veya yasal temsilcisinin açacağı bir tapu iptal ve tescil davası ile tapunun geri alınabileceği anlamına gelir.
Buradaki en büyük risk, tapu dairesinde işlem yapılırken vesayet kararının veya taşınmaz üzerindeki "vesayet şerhinin" gözden kaçmasıdır. Normal şartlarda tapu müdürlükleri, malikin kısıtlı olduğunu sistemden gördüğünde sadece "satış izni" kararını değil, satışın mahkeme gözetiminde yapıldığını kanıtlayan "tezkere" ve ekindeki "ihale tutanağını" aramak zorundadır. Eğer vasi, mahkemenin satış kararı olmadan tapu dairesini yanıltarak işlem yaparsa, kısıtlının hakları ağır şekilde ihlal edilmiş olur. Sonuç olarak, izinsiz yapılan bir satış, iyi niyetli üçüncü kişileri dahi her zaman korumaz; çünkü kısıtlama kararı ilan edildikten sonra kimse "bilmiyordum" diyerek yolsuz tescile dayalı kazanımını savunamaz